IĞDIR FORUM
EYE SEN HOŞ GELİPSEN HARDAYDIN İNDİYE GEDER Smile

IĞDIR FORUM

DOĞUNUN ÇUKUROVASI OLAN IĞDIR'IN TANITIM SİTESİ
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Ozanlarımız

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
MeNTaL
Admin


Mesaj Sayısı : 103
Kayıt tarihi : 10/12/08

MesajKonu: Ozanlarımız   C.tesi Ocak 03, 2009 1:25 pm

Geçmişten günümüze, günümüzden gelecek yıllara uzanan insanlığı aydınlatan ozanlar olacaktır. " Dolayısıyla bir ülkenin türkülerini yapanlar o ülkenin yasalarını yapanlardan daha güçlüdürler."

AŞIK
sözcüğünün kelime anlamını inceleyecek olursak; Aşık, çekici bir nesneye karşı tutkusu olan ve aşırı derecede seven kimse. – Saz veya Tambura çalarak şiir okuyan gezgin halk şairi, - Dalgın ve unutkan kimse - Karşı cinsten birine aşkla bağlı olan kimse - sevişen kadınla ile erkeğin, çoğunlukla erkeğine verilen ad –
Tasavvufta Aşık , bütün sevgisini Tanrıya adamış ve her tür dünya nimetlerinden elini çekmiş kalender insan anlamında kullanılır.

Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde, yıllar öncesinden günümüze saz çalarak kendisinin veya başkalarının şiirlerini söyleyen kimselerin halk arasındaki adıdır. Ardahan – Kars ve Iğdır yöresinde, AŞIK dendiğinde akla gelen HALK OZANI 'dır.
XX. yüzyılın başlarına kadar önemli bir mesleki sınıf olarak yaşayan aşıklar, İmparatorluğun sosyal yapısı içinde belli sınıflarının sanatsal zevkine hitap etmekteydiler. Aşıklar halkın toplu bulunduğu yerlerde, Kahvelerde, Kars'taki Aşıklar kahvesi'nde olduğu gibi, kervansaraylarda, şenliklerde, kışlalarda ve konaklarda doğaçlama olarak şiir söyler, atışır yada halk hikayeleri anlatırlardı.
Aşıklar çoğunlukla hem saz çalar, hem de şiir söylerdi. Ancak Seyrani, Talibi ve Coşkun gibi saz çalmayan aşıklarda vardı. Geleneğe göre aşıklar saz çalıp şiir söylemeyi ya bir Mürşit'ten veya Hızır'dan yada Çoğu zaman rüyalarında öğrenirlerdi. ‘Pir bade verir.'
Saz şairleri İrtical adı verilen, herhangi bir konu üzerine kafiye ile bir manzume söyleme yeteneğine sahiptirler. Aşıklar çeşitli devirlerde BOZUK, KUBAZ, KARA DÜZEN ve TAMBURA gibi çalgılar kullanmışlardır. XVII. XVIII. yüzyılda çoğunlukla çöğür çalan aşıklarımız günümüzde ise uzun saplı divan sazı kullanmaktadırlar.

Şeref Taşlıova | Murat Çobanoğlu

Aşıklar Divanı ve Atışmalar


Konu Türü:
Aşıklar genellikle aşk, din, güzellik, insan ve sevgi gibi konuları gönül sesleriyle dile getirirler. Açılışı takip eden aşıklar, ilk açılan konu etrafında olmaya özen gösterirler. Bir aşık sorulu bir ayak açmışsa diğer aşık cevap vermek zorundadır. Ancak, ayak açan aşığın hoşgörüsüne sığınarak sorulu ayak, sorulu ayakla da mukabele edilebilir. Bir taraftan açıklama yaparken diğer bir taraftan aynı kafiye ile soru yöneltebilir.
Aşıklık geleneğinde önemli yeri olan Kars, Ardahan'da ; Divan, Tecnis, Muhammez ve benzeri türler mutlaka açılır. Dudak deymez' de (Lebdeğmez) genellikle yapılır. Dudak değmez; Dudakların arasına bir topluiğne konarak saz eşliğinde aşığın türküsünü söylemesidir. Diğer bölgelerde ise koşma tipi düz atışmalar yapılmaktadır.
Atışma Sırası: İlk açılış, genellikle yaşlı ve usta aşıklar tarafından yapılır. Bu gösterilmesi gereken bir hürmettir. Ancak bazen misafir aşığada öncelik sırası verilir. Bazen de isteyen aşık, “Ben açmak istiyorum” diyerek sırayı alabilir. İlk açılıştan sonra ayak alma sırası, bazen belli bir sıraya göre, oturuş sırası olabilir. Bazen de isteyen aşık sıra alarak atışmalara devam eder.
Ayak Kafiyesi : Aşık açılan ayakta bir kafiyeyi ancak bir kere kullanabilir. İlk ayağı açan ortalama üç kıta söyler. Bu genel bir teamül haline gelmiştir. Bir atışma ortamında aynı ayağın bir daha açılmamasına titizlikle dikkat edilir.
Atışmaya Başlama ve Süreç : Atışma yapılmadan önce aşıklarla irtibat kurarak atışma günü ve yeri tespit edilir. Genellikle atışmalar gece yapılır. Gönül sohbeti bir girizgah konuşmasıyla başlar. Girizgah konuşması yine hürmet prensibine göre sırayla yapılır. Sonrasında atışma başlar. Bu atışmalar anlamlı sözlerle dolu olduğu gibi, kafiyeli, birbirini incitmeden kızdırarak, bazen gönül okşayarak her mısrası ilgiyle ve hararetle dinlenir. Bazen bu atışmalar birkaç saat sürebileceği gibi bazen de bir galip bulunarak atışmaya son verilir.

BAĞLAMA NEDİR ?
Bağlama ve Ailesi sazlarını tanıyabilmek için önce bu sazların atası olarak bilinen KOPUZ`un tanınması gerekiyor.
İnsanlar, su kabağının üst kısmına ince deriler gerdirip sap ilave etmişler ve kiriş tellerini deri üzerinden geçirmek sureti ile sesin daha net çıkmasını sağlamıslar. Yay ile çalınanlara "IKLIĞ" parmak veya mızrap türünden maddelerle çalınan türlerine de "KOPUZ" adını vermisler.
IKLIĞ yaylı sazların, KOPUZ ise mızraplı sazların atası olarak bilinmektedir. Kopuz, sonraları su kabağı yerine armudumsu şekilde ağaclardan oyularak yapılmış, üzerine yine deri gerilmiş, kiriş teller takılarak uzun yıllar çalınmış, daha sonraları da derinin yerini ağaç (göğüs-ses tablosu), kiriş tellerinin yerini ise metal teller almıstır.
Mızraplı sazların atası alarak bilinen Kopuz, Türklerin en eski sazlarından biridir. En az 1500 yıl kullanılmış olan bu ünlü mızraplı saz, bugün yerini Anadolu`da bağlama ve ailesi sazlarına bırakmış olmakla beraber, Orta Asya ve Sibirya Türkleri tarafından halen kullanılmaktadır.
Bağlamanın ses sahası 2,5 oktav olup, ses tablosu üzerine yapıştırılan ilave perdeler ile ses sahası 3 oktava kadar da çıkarılabilir.

MEYDAN SAZI
Meydanlarda çalınmasından dolayı Meydan Sazı denilmistir. 12 teli bulunması nedeniyle bazı yörelerde 12 telli sazda denilmektedir. Meydan sazı bağlama ailesinin en büyük sazıdır. La sesine akort edilir. Form boyu 52,5cm, sap boyu 70cm, tel boyu 112cm, form eni ve derinliği 31,5cm dir. En ince teli 0,35 - 0,40 numaradır. Çoğunlukla kalın bam telleri kullanılır.
DİVAN SAZI
Meydan sazından biraz daha küçüktür. Dokuz telli yada yedi telli olarak kullanılabilir. Meydan sazından dört ses daha tiz akort edilir. Form boyu 49cm, sap boyu 65cm, tel boyu 104cm, form eni ve derinliği 29,5cm dir.
ÇÖĞÜR
Divan sazına yakın büyüklükte 9 ile 6 tel takılmakta ve 15 kadar perdesi bulunmaktadır. Akordu alt iki tel (La), orta iki tellerin birisi (La) diğeri ise (Re), üst teller ise (Sol) sesine akort edilir. Çöğür ile; Nefes, Ayin ve Semai gibi havalar çalınır. Bugün daha çok curası kullanılmaktadır. Çöğür Curası, çöğürün bir oktav daha tizi ve küçüğüne denir.
BAĞLAMA
Adını alan ailenin temel sazıdır. 17-24 perdesi vardır. Meydan sazından bir oktav, Divan Sazından ise beş ses daha tizdir. 6-9 tel takılır. Alt telleri(La) sesine akort edilir. Düzen değişikliklerinde orta ve üst tellerin akortları değiştirilir. Form boyu 42cm, sap boyu 55cm, tel boyu 88cm, form eni ve derinliği 25cm dir.
Bağlama, yapım itibarı ile sert ve zamanla şekil değiştirmeyen ağaçlardan imal edilir. Bunların yumuşak ağaç olmalıdır. Genellikle Dut, Gürgen, Kestane, Ardıç, Karaağaç, Ceviz gibi ağaçlardan yapılır.
Göğüs bölümünde kullanılan ağaçlar ise akustiği daha güzel elde etmek için Köknar, Çam, Ladin gibi ağaçlarlardır.
Bağlamanın sap kısmında ise Gürgen, Ak Gürgen, Ardıç veya Ceviz gibi sert ağaçlar kullanılır
Bağlamada ses çıkarabilmek için gövdesini sağ dizimizin üzerine koyar ve mızrapla (tezene) tellere dokunuruz. Perdelere basarakta değişik nota seslerini elde ederiz.
Bunun yanında bağlamanın tellerini çeşitli seslere göre ayarlamaya Düzen denir. Düzenler bir ezginin bağlamadaki gerek tavır ve gerekse çalınış özelliğini ifade eder. Aynı ezgiyi başka bir düzenle icra edebildiğimiz halde esasen ahengi değişir. Bazı ozanlarımız kendilerine göre düzenler kullanmışlardır. Zaten düzen adlarının bir kısmının ozanlarımızın isimlerini aldığını görmekteyiz. Bağlama ‘ da düzenleri yedi ayrı şekile ayırabiliriz :
Normal Düzen ( Bozuk Düzen veya Kara Düzen dendiği de görülmektedir )
Bağlama Düzeni ( Aşık Veysel Düzeni veya Veysel Düzeni dendiği de görülmektedir )
Misket Düzeni
Fidayda Düzeni
Müstezad Düzen,
Abdal Düzeni ( Bazlak veya Avşar Düzeni dendiği de örülmektedir )
Cura Düzeni
BOZUK
15-18 perdesi vardır. Üçerli gruplar halinde 9 tel takılır. Bağlama ebatlarındadır. Ortaya iki sarı ve bir ince çelik tel, üste ve alta ise birer kalın sarı ve ikişer çelik tel takılır. Sarı teller çelik tellere göre bir oktav daha pest akort edilir.
Genellikle Güney ve Ege yörelerimizde bozuk olarak bilinir ve çalınır. Bozuk düzeni oldukça yaygındır. Akortları ise alt(La), Orta(Re) ve üst (Sol) seslerine düzenlenir.
ASIK SAZI
Aşıkların ( Halk Ozanlarının ) çalmış oldukları bağlamaya aşık sazı denilmekdetir. Normal bağlamaya göre sapı daha kısadır. 13-15 perdesi vardır. Dip perdesi (Re) değil Do`dur. 6-9 telli olarak kullanılır.
TANBURA
Bağlamadan daha küçüktür. Divan sazından bir oktav tizdir ve divan sazının curası olarak bilinir. Bağlamadan da dört ses daha tizdir. Alt(Re) orta(Do) seslerine akort edilir. Form Boyu 38cm, sap boyu 50cm, tel boyu 80cm, form eni ve derinliği 22.8cm dir.
CURA
Bağlama ailesinin en küçük sazıdır. 7-16 perdesi 3-6 teli bulunmaktadır. Genellikle altı tellidir.Üç tek telli veya allta iki, ortada iki, üstte ise tek telli olanlarının yanı sıra iki telli olanlarıda vardır. Bağlama ve Bozuk düzenlerine akort edilir. İki telinin akort düzeni alt tel(La) üst tel(Re) dir.
BAĞLAMA CURASI
La sesine akort edilir. Bağlamadan bir oktav tanburadan ise beş ses tizdir. Form boyu 26,5cm, sap boyu 35cm, tel boyu 56cm, form eni ve derinliği 15,5cm dir.
TANBURA CURASI
Re sesine akort edilir. Tanbura`dan bir oktav, bağlama curasından dört ses daha tizdir. Form boyu 22,5cm, sap boyu 30cm, form eni ve derinliği 13,5cm dir.
Bugüne kadar bilinen aşıkların sayısı 2500 kadar olup, isim sırasına göre yöremizin ünlü aşıkları şunlardır.
1 . Ahmat Mazlumi

2 . Altun Ataman (Altuni)
3 . Ardahanlı Hakkı (Sarı Hakkı Efendi)
4 . Arif Hikmet Ataman (Arifi)
5 . Bayram Denizoğlu
6 . Cafer Şanıl (Cevheri)
7 . Casim Öztürk
8 . Çetin Sinemoğlu
9 . Çıldırlı Aşık Şenlik (Şenlik)
10 . Çıldırlı Kamil-Kamil Erdoğan
11 . Çıldırlı Kul Ahmet
12 . Dursun Burhani
13 . Dursun Doğan
14 . Dursun Kaya Önder
15 . Dursun Yıldırım (Yıldırım)
16 . Fehmi Bayraktaroğlu
17 . Ferhat Aydın (Aşık Feryadi)
18 . Gülali Aydınoğlu
19 . Hafiz Öner (İkrami)
20 . Hakkı Sayılır (Hakiki)
21 . Hanaklı Mazlumi (Mazlumi)
22 . Hanaklı Mahsuni (Molla Dursun Türk )
23 . Hüdayi
24 . İskender Mert (Sefili)
25 . Kemal Yıldırım (Zarrafi)
26 . Kemal Yıldız
27 . Mehmet Çakıcı (İlhami)
28 . Mehmet Erdem (Noksani)
29 . Mehmet İşçi (İşçi)
30 . Mehmet Oktay
31 . Mevlit Sarçayır
32 . Murat Çobanoğlu
33 . Müfti Tevfik-Müfti Mehmet Tevfik Balcı
34 . Müslüm Avcı (Avcı)
35 . Nazım Aydın (Nazım)
36 . Necati Çağlayn (Hazari)
37 . Osman Naci Gürler
38 . Orhan Üstündağ
39 . Sabit Ataman (Müdami)
40 . Sabahattin Dülger (Aşık Erdemli)
41 . Selahattin Dülger (Aşık İnani)
42 . Seyfettin Çınar (Seyfi)
43 . Şemsettin Ataman (Altunoğlu)
44 . Şeref Taşlıova
45 . Tacettin Dursun
46 . Topçu (Aşık Güftari)
47 . Üzeyir (Fakiri)
48 . Vahit Köroğlu
49 . Yener Yılmazoğlu
50 . Yılmaz Şenlikoğlu
51 . Zeynel Çınar
52 . Zülali Kökten (Aşık Zülali)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://igdir.eniyiforum.org
 
Ozanlarımız
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
IĞDIR FORUM :: IĞDIR HAKKINDA HERŞEY :: IĞDIR HAKKINDA HERŞEY :: Iğdır edebiyatı-
Buraya geçin: