IĞDIR FORUM
EYE SEN HOŞ GELİPSEN HARDAYDIN İNDİYE GEDER Smile

IĞDIR FORUM

DOĞUNUN ÇUKUROVASI OLAN IĞDIR'IN TANITIM SİTESİ
 
AnasayfaTakvimSSSAramaKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Yöresel Fıkralarımız

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
MeNTaL
Admin


Mesaj Sayısı : 103
Kayıt tarihi : 10/12/08

MesajKonu: Yöresel Fıkralarımız   C.tesi Ocak 03, 2009 1:34 pm

Yöre kültürümüzün yaşaması için bir çok başarılı çalışmaya imza atmış olan sayın Erol Özaydın, son olarakta yöremize ait anıları ve fıkraları derleyerek bir kitapta topladı. “Çok Olmor mu?” ismini verdiği “Fıkralar Ansiklopedisi” de diyebileceğimiz kitap, birbirinden güzel anıları ve fıkraları içeriyor. Yöre folklorumuzun mevcut dokusunu yitirmeden yaşatılmasını sağladığı için büyük önem taşıyan başarılı ve eğlenceli bir çalışma olan bu kitabı, yöremiz adına örnek bir çalışma olarak göstermek mümkün...
Bizlerde, siz değerli www.karsardahanigdir.net ve Objektif Ajans Gazetesi okuyucuları için seçtiğimiz bir kaç anıyı paylaşarak, hoşça vakit geçirmenizi umuyoruz...

Cavit ALTAY'ın kaleme aldığı "Ay Lele" ve bir "Azeri Aşk Şiiri"nide bu eğlenceli sayfada sizlerle paylaşmayı uygun buluyoruz. İyi eğlenceler...
Erol Özaydın Kimdir ?
1939 yılında Kars'ta doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini tamamladıktan sonra Ankara Dil-Tarih ve Coğrafya fakültesi "Alman filolojisi" bölümüne girdi. Aynı yıl yedek subaylığını yapmak üzere askere gitti.1961 yılında askerlik hizmetini tamamladıktan sonra, İstanbul Üniversitesi Yüksek Matematik bölümünü kazandı. 2 yıl sonra fakülteden ayrılarak müzisyen ve gazeteci olarak çalışmaya başladı. Uzun süren Dünya Basın Ajansı ve İnfaz Dergisi yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Bu arada İstanbul'un ilk, orta, lise ve üniversite teşkilatlarında halk oyunları, türküleri ve müzik çalışmalarına devam etti. Kendi adına bir orkestra kurarak 18 plak, 4 kaset yaptı. Müzik ve folklör topluluklarıyla Amerika, Japonya ve Avrupa'nın çeşitli ülkeleri de dahil olmak üzere 17 den fazla ülkede festival ve yarışmalara katılan Erol Özaydın evli ve üç çocuk babasıdır.



Ay Lele


Bir başını galdırasan bağasan
Men civanı bir göresen ay lele
Lazımdı ki dil deyif ağlıyasan
Mene mezer örüyesen ay lele

Yetmiş ildi arvada er idim men
Ser geçinen serrere ser idim men
Bu on ildi gocaldım eridim men
Bir beçere hâlâ tüştüm ay lele.

Cavannığım iyittiğim dildeydi
Höyküyüşüm ıldırımdı seldeydi
Bilmerem ki mene ne nazar deydi
Öz dediğim eşitmerem ay lele

On putu men zırt deyin galdırerdim
İyidlerin gözünen aldırerdim
Bir pireye on yorgan yandırerdim
İndi burnum çekemmerem ay lele

Menim derdim çekilesi dert döyül
Öz öyümün özgesiyem ele bil
Oğul, uşah, torunnarım gaynımgil
Meni yaman buduyollar ay lele.

Can diyerem çor ğaneller söyeller
Danışdirer hem üstüme gülöller
Durduh yere birden bire döyöller
Yetişen tuyumu dider ay lele.

Toyuh cüce yan yöremi eşiyer
Serçe guşlar ağ başımı gaşıyer
Çoluk çocuk gavağımda işiyer
El içinde ibret oldum ay lele

Ne oldu ki dengil divan değişti
Ol devranım bir soluh kimi geçti
Annameren ne nagıldı ne işdi
Ottuğum yerde zığ ğederem ay lele...Cavit ALTAY


Azeri Aşk Şiiri

Sen meni sev, men seni sevem
Sen menim için yan
Men seni severah yanim dutişim
Glasik eşk neyse onu yaşiyah


Ya da sevme haberin olmasın
Men sana sevdalanıp dolaşim
Platonik eşk neyse onu yaşiyah


Sevdada oturah, yiyah içah
El ele olah, gah usah
Tombilik eşk neyse onu yaşiyah


İstersen sevdandan kendimi kesim
Sağımı solumu doğriyim biçim
Psikopatik eşk neyse onu yaşiyah


Eyle sevah ki gara sevda olah
Araplara benziyeh gapgara olah
Gara eşk neyse onu yaşiyah


Yalan söylemiyah, hep doğru diyah
Beraber oturah beraber yiyah
Realist eşk neyse onu yaşiyah


Birbirimize Türkü söyliyah, mizildiyah
El ele tarlalarda, bostanlarda gezah
Romantik eşk neyse onu yaşiyah


Kediyi, gudiği sen diye sevem
Sen de horozi, guliği men diye sev
Sembolik eşk neyse onu yaşiyah


Gel el ele tutuşip kendimizi elehtiriğe verah
Zangir zangir titriyah, ölmiyah
Elektronik eşk neyse onu yaşiyah


Ahırlarda, komlarda buluşah
Tezeh galahlarının dibinde oturah
Otantik eşk neyse onu yaşiyah

Fıkralar;
Almasına Yanmerim
Posoflu bir hemşerimiz, yağmurlu bir yaz günü bahçesinden topladığı elmaları sandıklarına yerleştirir ve satmak için Ardahan’a götürür. At arabasına yüklediği elma yüklü sandıklar, atların parlamasıyla yere dökülür... sandıklar parçalanır... hasar büyüktür. Ne yapacağını şaşıran Posoflu, yardım için etraftan gelen insanlara hayıflanarak; *"Almasına yanmiyerim de zanduğuna yaniyerim."der.

*Elma önemli değilde, sandığa acıdım.


A Kişi Badağ At


Kocası evde yok... kadın zamparasını eve almış... Bir müddet sonra birden aldatılan koca içeri girer... Kadının sevgilisi ile, aldatılan koca başlar kapışmaya. Ayakta sarılmış, birbirlerini düşürmeye çalışırken kadın kocasına: A kişi badağ at...! badağ at... Badağ at (1) der. Koca bir yandan adamla boğuşurken bir yandan da:
- Senin sülaleni kadın... niye benim badağsız işimi badağa salersen ki (1)!

1 – Çelme takma
2- Niçin benim çelmesiz işimi, çelmeli hale getiriyorsun ki


Anana Göre Her Yer Teknedir


Kemal Karayel’in annesi rahmetli Üzüm hala, ekmek pişirmek için un eliyormuş. Kemal abi de bu fırsattan yararlanarak öbür odada içki içiyormuş. Biraz sonra üzüm hala odaya girer. Kemal’in çay bardağında ayrana benzer bir şey içtiğini görünce, ne olduğunu anlayamaz ve merak ederek sorar.
Kemal Karayel : “Ana başım ağırıyordu. Dr. Cengiz Askeran’a gittim bana bu şurubu verdi.” Diyerek anasını başından savmaya çalışır.
Anası; “Ay Kemal, menimde başım ağrıyer o şurubdan birezde mene ver” deyince mecburen ansına yarım çay bardağı sulandırılmış rakıyı verir.
Kemal Karayel yarım saat sonra anasının un elediği odaya gittiği de bir de ne görsün. (!) Anası önünde hamur teknesi dururken unu, kilimin üzerine eliyor. “ay ana ne yapırsan? unu kilimin üzerine eliyersin ahı” diye uyarır.
Üzüm hala içtiği rakının etkisiyle bir mahnı (1) tutturmuştur:
“Gurban olum ay Kemal, gurban olum ay oğlum.
Anayan göre her yer teknedir” diyerekten, unu kilimin üzerine elemeye devam eder.
1- Mani
Atan İt’e Dönen Yerdi
Yaz başlarında köylüler eşyalarına arabalara yükler ve yaylaya çıkarlar. Bir Karı koca da arabalarının arkasına köpeklerinide bağlayarak yaylaya çıkıyorlardı. Bir an bağını koparan köpek geri dönerek geldiği yöne doğru koşmaya başlar. Sahibi fark edip arabadan atlar ve köpeği yakalayıp geri getirir.... yaylada birkaç ay kaldıktan sonra köye dönerler ve adam ölür.
Ertesi sene anne, oğluyla tekrar yaylaya gitmektedirler. Geçen yıl İt’in kaçtığı yere geldiklerinde anne gözyaşlarını tutamaz. Oğlu; “Ana niye ağlıyorsun?” diye sorar.
Ana: “Bilmirsen mi oğlum bura neredi ?
- Neredi ana ?
Ağlamaklı bir vaziyette ana : “Oğlum bura, atayın it’e döndüğü yerdi” (1)
1 - Babanın köpeğim peşine koştuğu yerdir.
Ay Aşık Kerem Kimdi?
Eskiden Kars’ta sürekli olarak aşıklar kahvelerde, halkın yoğun olduğu yerlerde saz çalıp hikayeler anlatırlardı, bu hikayeler bazen ayları alırdı. Yine böyle bir zamanda aşıklardan biri Ramazan ayı boyunca sazıyla sözüyle Aşık Kerem ile Aslı’yı anlatıyormuş. Yirmi dokuz gün devamlı olarak aşığı dinleyen köylünün biri, aşığın programı bittikten sonra yanına yaklaşarak sorar: “Ay aşık...! Bu Kerem arvat dı mı? yoksa kişi di mi ? (1)
1- Aşık bahsettiğin Kerem, kadın mıydı ? Erkek miydi?
Arsanın Boyu
Yaşlı adam çok mübala yaptığı için oğlu bundan çok rahatsız oluyormuş. Oğlu babasıyla abartılı konuştuğunu ve bu yüzdende mahcup olduğunu söyleyerek bundan sonra toplum için de bu kabil konuşmalar yapmaması için anlaşır. Oğlu öksürünce baba kendisini toparlayıp ölçülü konuşacaktır...
Bir süre sonra babası bir toplantıda anlatıyor...:
- Ele ucuz bir arsa almışam ki; bir ucu Selim kazasında, bir ucu Kağızman’da...!
Oğlu hemen yüksek sesle öksürmeye başlar. Dinleyenlerden birisi sorar;
- Bu arsanın eni ne kadardır
Adam:
- Bir metre der.
Millet gülmeye başlar... oradan birisi; bu yol mudur ki böyle upuuzun deyince.
Adam; şaşkın şaşkın bir milletin, bir de oğlunun yüzüne bakarak...
- Men neyliyem, (1) oğlum ölsün oğlum ... goymer (2) ki enini boyuna göre biçem...!
(1) N’yapayım
(2) Bırakmıyor ki
Alnını Ortasından Odladım
Cinayet suçundan yargılanmak üzere mahkemeye sevk edilen terekemeden, hakim olayı anlatmasını ister.
- Hakim bey ! Günlerden cumoydu (1), göy bulutloydu (2), men ordaydım (3), ala it (4) senin gibi orda oturordu, gara it de aşağıda durordu (5), bir den tırtoy (6) koptu. Bunların arasından ganlım (7) gelirdi. Çektim lağanı, anlının ortasından odladım. (Cool

(1) Günlerden Cumaydı
(2) Hava bulutluydu.
(3) Ben Ordaydım
(4) Alaca köpek
(5) Siyah olan köpek aşağıda duruyordu.
(6) Beklenmedik bir an kavga oldu
(7) Kanlım, düşmanım
(Cool Alnının ortasından vurdum
Bıyh O Kirazdı mı?
Zeynep hala, doksan yaşlarında birisi... Rahatsız olduğu için yatağında istirahat ediyor. Birazda nazlanıyor. Konu- komşu toplanmış geçmiş olsuna gelmişler. Çocuklarından birisi elinde dört-beş kilo kiraz ile eve gelir. Kirazı yıkarlar ve ev halkı yemeğe başlar. İçlerinden birisi “Ay nene...! galh sende kiraz ye” der. Uf çekmekte olan Zeynep hala yoğ ben yemiyejem der. Düşünür ki; “Benim payımı ayırırlar” ev halkı ise hiç oralık olmaz. Kirazı neredeyse bitirmek üzeredir. Kirazın bitmek üzere olduğunu gören Zeynep hala, yatağından kalkıp dikilerek oradakilere; “Biyh o kirazdı mı?” (1)
(1) A... o kiraz mıdır? Bende sandım ki başka bir şeydir.

Bu Ne Basabastı ?
Irak-İran savaşı sıralarında Tahranlı bir Türk İstanbul- Sirkeci'deki Karslılara ait İnci Palasta konaklamakta idi. O gün TRT, Irak’ın İran’ı vurduğunu söyler. Tahranlı Türk ailesini merak eder ve otel resepsiyonundan evine telefon eder. Çevredekilerde ailesinin nasıl olduğunu sorar . Adam “Çok şükür füze isabet etmemiş.” der ve resepsiyona bakan adama telefon borcunu sorar. Görevli 10 lira diyeceğine 100 lira der. Adam bu ücreti fazla bulunca; “bu ne basa bastı ? Saddam ordan basır, siz buradan basırsınız.”
Bu Nece İşti
Ölen birisinin kırkını veriyorlar. Etli yemek, pilav, çorba derken sıra çay servisine geliyor. Hacısı, hocası, çoluk çocuk hepsi orda. Servis yapanlardan birisi, cebinden kanyak şişesini çıkarır ve çay bardaklarının içine döker. Bir, iki, üç derken keyiflenen cemaat, ölü yerini meyhaneye çevirirler. “Ay aman bu nece işti (1), ahvalımız çoğ değişti (2), içtiğimiz kanyak imiş, yer göğ değişti.” (3)

(1) Başımıza gelen bu neydi
(2) Halimiz çok değişti
(3) Yer gök değişti (yer değiştirdi)
Ben Adsız Gezerim

Köy ağası Hasso’nun beş kızından sonra bir erkek evladı oluyor. Köy halkı bir meydanda toplanır, ağanın oğluna bir isim koymak isterler ve çeşitli isimler teklif edilir. Ağa bir türlü kabul etmez. “Benim oğlumun ismi Hasso olsun” der. Köy halkı; “Ağam bu senin adındır, bir daha olur mu ?
Köy ağası Hasso: “Benim oğlumun adını da Hasso koyun, ben adsız gezerim.”
Başka Kimse Yok mu?
Çavuş imtihanına giren askere kumandan sorar; “Oğlum düşman sağdan geldi, ne yaparsın?”
- Ateş açarım kumandanım.
“Soldan geldi ne yaparsın ?”
- Ateş açarım kumandanım.
“Arkadan geldi ne yaparsın ?”
- Ateş açarım kumandanım.
“Peki yukarıdan hava taarruzu geliyor, ne yaparsın ?”
- Kumandanım orada mennen başka bir Ümmet-i Muhammet yok mu ?


Ben Yeni Duydum
Erzurumlunun biri İstanbul’da bulunan ve daha önce tanıdığı bir arkadaşını dövmeye başlar.
Arkadaşı; “Dur yahu, beni niye dövüyorsun ? der.
Erzurumlu : Sus ola çafir... sen Ermeniymişsen, dedelerimizi çeşmişsiz.
Arkadaşı: Eee.. canım bundan kaç yıl önceymiş ... deyince
Erzurumlu: Olsun, ben yeni duydum...
Bir Tıs
Davulcu İmdat bir müzik topluluğunda bateri (1) çalmaktadır. Davulcu imdat bir gün karakola düşer. Polis ifadesini alırken İmdat’a ne iş yaptığını sorar. İmdat’ta “Çaccı” der. Polis memuru anlamaz. Oğlum ‘çaccı’ nedir diye sorar. İmdat: “Bir yeke (2) davul, üstünde bir tıs (3) varya işte o”
1- Davul ve zillerden oluşan çalgı topluluğu
2- Büyük
3- Tıs diye ses çıkaran (Zil)
Bizim Fahrettin
Köy kavgasında Fahrettin bir kişiyi öldürür, birkaç kişiyide yaralar. Fahrettin’in babası Ardahan’a gelir ve Aslan adında ki arzuhalciye dilekçe yazdırmak ister... “Aslan bey, bizim Fahrettin bir kişiyi öldürmüş, bir kişinin kolunu bacağını kırmış, birininde gözünü çıkarmış. Ceza çıkar mı ? diye sorar.
Aslan bey: Ele anasını da ağladallar...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://igdir.eniyiforum.org
 
Yöresel Fıkralarımız
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Malatya fıkraları
» +13 Fıkralar
» Yöresel Kıyafetlerimiz
» Yöresel Yemeklerimiz

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
IĞDIR FORUM :: IĞDIR CAFE :: IĞDIR CAFE :: Fıkra ve mizah-
Buraya geçin: